
Osmanlı döneminin geleneksel inanç kültürüne
dayalı minyatür resminden batı sanat
anlayışına geçiş 19. yy. sonlarından
başlayıp “1914 kuşağı sanatçıları” olarak
anılan bir grup tarafından topluma benimsetilmiştir.
Avrupa sanatında 19. yüzyılın sonlarında
egemenliğini kabul ettirmeye başlayan
modernizm Türk resim sanatındaki ilk
örneklerini 2. Dünya savaşını izleyen
yıllarda vermeye başlamıştır. Bu yıllarda
Avrupa sanatında yaşanan köklü değişim,
Türk sanatçısını da etkilemiş, daha
özgürlükçü ve özgün olanı aramaya yöneltmiştir.
1950’lerde Türkiye’nin sosyal yaşamında
bir dizi değişimler görüldü. Türk sanatçıları
artık yurt dışındaki metropol kentlere
gidip oralarda sanatsal faaliyetlere
başladılar. Bu dışa açılım ve iletişim
teknolojisindeki gelişmeler sanatçılarımızın
yapıtlarında hızlı etkileşim ve değişimleri
de beraberinde getirdi. Esinlerini,
etkilerini, estetik sorularını bu metropollerdeki
sanatsal değişime katmaya çalıştılar.
Almanya, Amerika, Fransa, Hollanda ve
İngiltere gibi ülkelerde yaşayan çok
sayıda Türk sanatçısı bu kültürel mirasın
taşıyıcısı ve sahibidirler.
Günümüzde Türk Resmi bütün bu farklı
kültürleri ortak bri zaman ve mekanda
yorumlayan, hepsini kapsadığı ve açıklayabileceği
varsayılan bir anlayışı eleştirir. Bu
yaklaşım farklı kültürlere kendilerine
özgü farklı mekanlar ve zamanlar tanıyan
alternatifleri tartışmaya açmıştır.
Çağdaş Türk Resminden küçük bir kesit
olan bu sergi, dost Japon halkına tam
olmasa bile belli bir izlenim sunma
amacını taşımaktadır. |