2003 JAPONYA'DA TURKIYE YILI
  28 Ağustos 2008
 
 

Büyükelçi Solmaz Ünaydın ile Röportaj

•  3 Şubat'ta Büyükelçi oldunuz. Daha önce Japonya'ya gelmiş miydiniz?
İlk gelişim 1978'de bir Birleşmiş Millletler göreviyle olmuştu. Eşim, Malezya Büyükelçisi iken kızkardeşimin kocası da Japonya Büyükelçisi idi. Bir tatilde onları ziyaret etmiş iki hafta kalmıştım.

•  Son ziyaretiniz de dahil olmak üzere Japonya hakkındaki izlenimleriniz nedir?
Kyoto'yu son ziyaretim sırasında Japon kültürü ve eski tapınaklar beni çok etkiledi. Suşiyi seviyorum ve sadece Japonya'da değil Türkiye'de ve Avrupa'da bulunduğum sıralarda da sık sık yerdim. Büyük şehirleri de severim. Tokyo benim için çok ilgi çekici bir kent. Japonya'da yaşamaktan hoşlanacağımdan eminim.

•  Japonya'da kadın büyükelçilere çok az rastlandığı doğru mu?
Tokyo'ya geldikten kısa bir süre sonra Luxembourg'un kadın Japonya Büyükelçisi ile tanıştım. Şu sıralarda Japonya'da 3-4 kadın Büyükelçi olduğunu duydum ve biz birlikte çok iyi zaman geçirdik ve aramızda çok iyi bir yardımlaşma ve işbirliği oluştu. Aramızda bir klüp oluşturduk. Bizler yönetici hanımlar olarak hükümette, parlamentoda ve iş çevrelerinde çok aktiftik.

•  Bu kez Japonya'ya ailenizle birlikte mi geldiniz?
Evet, eşim ve annemle birlikte. Ben tek çocuğum ve babamı kaybettim. Bu yüzden annemi Türkiye'de yalnız bırakamazdım. Annem bir süre bizimle Japonya'da kalacak. Kocam da bir Büyükelçi idi, emekli oldu ve görevlerimde bana eşlik ediyor. Kendimi güvende hissediyorum, çünkü beni kıdemli bir meslekdaşım gibi destekliyor.

•  Türkiye'de Japonya'ya karşı büyük bir sempati duyulduğunu işitiyoruz. Onlar Japonya hakkında ne düşünüyorlar?
Japonya hakkındaki görüşümüz, Japonya'nın II. Dünya Savaşı'ndan sonra çok kısa bir süre içinde ‘Japon Mucizesi' denen şeye ulaşmış bir ülke olduğudur. Japon halkının çalışkanlığı ve disiplinine saygı duyuyoruz. Kritik dönemlerle karşılaştığımızda hepimiz Japon örneğini izlemeliyiz.

Türkiye ile Japonya arasında bir anlaşmazlık yoktur. Çok eskiden beri dostça ilişkiler içinde olmuşuzdur. Coğrafi anlamda Japonya ve Türkiye biribirinden çok uzakta olabilir ama, benzer anlayış, konukseverlik, birbirine ve özellikle yaşlılara gösterilen saygı ve aileye bağlılık gibi aynı değerleri paylaşmaktayız. Türkiye ve Japonya her ikisi de geleneklere çok önem vermekle birlikte bu iki ülke aynı zamanda batılıdır da. Dahası, Türk halkı 1999'daki büyük depremde Japonya'nın çok hızlı ve sıcak yardımını asla unutamaz. Özellikle yıkılmış evler prefabrik Japon evleriyle yenilenmişti, şimdi burası adeta bir Japon köyü haline gelmiştir.

•  2003 yılı Japonya'da Türkiye yılı olarak ilan edilmiştir.
Umarım bu Türkiye'yi bütün yönleriyle Japon halkına tanıtmak için iyi bir fırsat olacaktır. Yıl boyunca çok çeşitli etkinlikler planlıyoruz.

Geçen yıl dünya kupasında Türk Milli Takımı Japon takımını yendi ama, Japon halkı Türk takımının bu başarısını sportmence kabul etti. Japon halkı şüphesiz kendi takımlarının başarını çok arzuluyordu ama, bunu centilmence karşılayacak kadar disiplinli ve iyi niyetliydiler. Bu durum Türk halkı tarafından takdirle karşılandı ve benim izlenimim odur ki, Türkiye ve Japonya arasında varolan iyi ilişkiler ve anlayışın geliştirilmesine de katkıda bulunmuştur.

(“Sunday Mainichi” 27.03.2003)