Seyma Reisoglu Nalça (1959, Istanbul) 1987 yilinda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Ana Sanat Dali'nda lisansini tamamladi. 1990-93 yillari arasinda yine ayni fakültede yüksek lisansini ve 1999 yilinda doktarasini yapti. Halen M.Ü.G.S.F Seramik Ana Sanat Dali'nda Yardimci Doçentlik görevine devam etmektedir. 1985 yilindan bugüne pek çok grup sergilerine katilmis olan sanatçi ilk kisisel sergisini ise 1988 yilinda A.K.M Sanat Galerisi, Istanbul'da açmistir. Istanbul, Ankara basta olmak üzere Türkiye'de ayrica Atina, Fransa, Italya, Zürih, Kibris gibi ulusal ve uluslararasi ortamlarda sergilere katilmistir. 1991 yilinda “Uluslararasi Seramik Akademisi” üyeligine seçilmistir. 1997 yilinda Istanbul Bienali'ne katilan ve 2000 yilinda Almanya Stuttgart'ta kisisel sergisini açan Nalça sanat hayati boyunca ulusal ve uluslararasi birçok ödül almistir. Seyma Reisoglu Nalça'nin bazi ödüllerine örnek verecek olursak; 1987 yilinda 48. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde heykel dalinda birincilik ödülü, 1991 yilinda Ankara Sanat Kurumu tarafindan verilen yilin sanatçisi ödülü ve 1992 yili Uluslararasi 4. Asya/Avrupa Bienali'nde yine birincilik ödülü sayilabilir. Sanatçi yasamini Istanbul'da sürdürmektedir.
Project
sanatçı: Seyma Reisoglu Nalça
eser: “‘Leyla ve Mecnun'a dair”
malzeme: karisik malzeme (mum, resim, cam vb.)
tür: yerlestirme, 300x500 m.
yil: 2003
sergi: “more wind – Four Contemporary Artists from Turkey”
galeri: Yokohama Portside Gallery
tarih: 06 – 25 Subat 2004

Seyma Reisoglu Nalça, düzenlemesini Seyh Galib'in ünlü “Leyla ve Mecnun” adli ask öyküsünden yola çikarak hazirlamistir. Sanatçinin bu düzenlemesinde eriyen mumlardan akan dizeler, sinelerindeki titrek alevle kavrulan minyatür figürleri, isiga çarpip yanan pervaneler gibi geleneksel sembollerin genisçe yer aldigi görülür. Sanatçi isini söyle anlatmaktadir; “Varolmayi sorgularken yasam karsisinda, ölümü anlamlandiran yada yasam ve ölümü baglilasik bir kavram çifti olarak görme egilimi... Bu bize niçin askin kendi açilimini vermesin... Iç içe geçmis bu iki olgu sona erdirirken kendini, yeni bir var eden olusum olarak askta bulusuyorlar diye düsünüyorum. Bu da böyle bir rüzgâr........”