
Japonya'da bir köy var uzakta. Orada
bayrağımız dalgalanıyor. Burası Kashiwazaki
“Türk Kültür Kasabası”.
Eğer uçağa binip 12 saat, dokuz
bin kilometre Japonya'ya uçup, Tokyo'dan
Japonlar'ın saatte 500 kilometre
yol alan, efsanevi sürat trenleri
“Jouetsus Hınkansen Lıne”lara binip,
kuzeydeki şirin Nigata eyaletinin
Kashiwazaki kasabasına gelirseniz,
şaşırmaya hazırlanın. Çünkü kıyı
yoluna girdiğinizde, deniz kenarında
yol alırken, boğaza hakim tepeler
görecek ve ansızın Çanakkale, Truva'daki
“Tahta Atı” fark edeceksiniz. Sakın
şaşırmayın.

“Bu nedir?” derken kendinizi bir
belayla yüzyüze bulabilirsiniz. Lale
motifleriyle süslenmiş giriş yazısında
Japonca “Kashiwazaki, Türk Kültür
Kasabası” yazıyor. Nedir burası?
Bunun için önce “Tematik Park” kavramını
anlamamız gerekli. Tıpkı Disneyland
gibi çeşitli kültürleri tanıtan tematik
parklar, dünyanın kimi yörelerinde
vardır. Hongkong'da, Çin'de, Şenşen'de
ve Guillin'dekileri görmüştüm. Amerika'da
da var. Japonya'da bir şirket çeşitli
tematik parklar kurmuş. Bunlardan
bir tanesi de “Türk Kültür Kasabası”.
Türkiye'nin büyüleyici ve engin kültür
mirası ile fevkalade ürünlerini Japon
halkına tanıtmaya kararlı olarak
inşa edilmiştir.
Parka bir yokuş çıkarak varıyorsunuz.
Sizi mavi renkte bir Selçuk kümbet
mimarisi ile taçlanmış iki bina karşılıyor.
Ortada minareli bir meydan. İlki
dünya sıralamasında ilk üç arasında
yer alan Türk mutfağını ününe yakışır
bir biçimde, Japonya'da şimdiye dek
hiç olmayan 250 kişilik bir restoran
olarak geleneksel Türk konukseverliği
ile kapılarını açıyor.

Onu izleyen bir kapalıçarşı var.
Ülkemizi ziyaret eden turistleri
şaşkına çeviren kapalıçarşı atmosferi
büyük bir yapı içinde kurulmuş. Birçok
Türk ürünü, geleneksel el sanatları,
çayhane, insanın kendini Türkiye'de
hissetmesini sağlayacak denli hoş
bir atmosferde sergileniyor.
Meydandaki orta bölüm kültürünün
iyi anlatılması için folklorik gösterilere
ayrılmış. Geleneksel halk oyunları,
gelen her ziyaretçi için coşkuyla
sergileniyor. Meydanda aniden ortaya
çıkan zeybekler, arkasından göz kamaştırıcı
birçok halk dansı ustaca izlenebiliyor.
Biraz ileride müze binası var. Türk
Kültür Kasabası'nın açılışından itibaren
“Yeşil Müze”, Koç'un “Sadberk Hanım
Müzesi”nden, Yapı Kredi'nin “Sikkeler”
koleksiyonuna dek önemli kültür objelerinin
koleksiyonlarını Japonlar'a tanıtmış.

Japon kültüründe ve kimliğinde her
şeyi iyi yapmak, yaşamsal bir öğe.
Başarısızlık, Japon kültüründe intihar
nedeni sayılıyor. Bu karakter her
eyleme izdüşümü olarak yansımış.
Birçok şey Türkiye'de olduğundan
çok daha mükemmel.
Şirketin yöneticisi Toshiyuki Koiwa
ile Hüseyin Bozkurt tesis hakkında
bilgi veriyor. 45 milyon Japon yenlik
sermayeyle 1992'de başlayan bir çaba...
Büyük bütçelerle 100 bin metrekareye
iki bölümlü olarak 55 milyon dolara
inşa edilmiş. Yılda 300 bin kişi
ziyaret etmekte ve Türk kültürüyle
tanışmakta. Bunun Türkiye'ye olumlu
yansıması çok açık olarak gelişen
ülkemize gelen, giderek yükselen
Japon turist sayısıyla açıklanabiliyor.
Hedef geleneksel Türk konukseverliliğini
ve kültürünü tanıtmak için yola çıkmak
olunca, içtenliğin bedeli bu güzel
yansımalarda billurlaşıyor.

Birinci bölüm diye adlandırılan
tesis grubunun ilerisindeki alçak
tepede bir Afrodit heykeli yer alıyor.
Japonlar ona adak olarak kendi kültür
anlayışları çerçevesinde mavi kurdelelerle
donatmışlar. Tepeden aşağıya kıvrıldığınız
zaman ikinci bölüm önünüze seriliyor.
Kubbe altı denilen bir yapı. İçi
birçok etkinliklerle zenginleşmiş.
Ebru sanatçıları Japonlar'a ebru
öğretiyor. Tanıtıcı standlar, başta
Türk Hava Yolları, Türk Musikisi,
Literatür, birçok şey gözler önünde.
Tepeden aşağıya baktığınızda bir
Anfithearte'dan sonra yol kenarından
gördüğünüz Truva Atı tüm alana hakim.
İçine girip üstüne çıktığınız zaman,
kendinizi Truva kentine gizlice giren
askerlerle özleştiriyorsunuz. Heykelli
yolun başında İstanbul Arkeoloji
Müzesi'nde bulunan dünya şaheseri
Büyük İskender'in lahti birebir olarak
yapılmış ve bir mozalenin içine konmuş.
Japonlar orada dünya tarihinin, Asya'nın
kaderini değiştiren Makedonyalı İskender'i
tanıyor. Sağ tarafta ilerde Nuh'un
Gemisi göze çarpıyor. Sanki Hz. Nuh
tarafından inşa edilmiş, içinde her
çeşit hayvanla yolculuğa hazır gibi.
İçine girenler bizim Van kedisinden
başlayarak Türkiye'yi çeşitli yayınlarla,
objelerle tanımaya çalışıyorlar.
Tüm bölümün ortasında bronzdan dökülmüş
büyük Atatürk heykeli atın üstünde
batıyı gösteriyor. Japonlar Kashiwazaki'de
bir Türkiye kurmuş. Her gün Japon
halkına sanki Dışişleri Bakanlığı
veya Turizm ve Kültür bakanlığımızın
bir eri gibi Türkiye'yi tanıtmak
için çırpınıyorlar. Buraya gelen
yüz binlerce Japon, kendilerinden
çok uzakta bir ülke olan ama onlar
gibi batılaşma yönünde büyük mesafeler
alan kardeş ülkenin, Türk kültürüyle
tanışıyorlar.



Yazan
ve fotoğraflar: GÜLTEKİN ÇİZGEN
|